Sinir Sistemi 101

Sinir sistemi canlıların içsel ve dışsal çevresini algılamasına yol açan, bilgi elde eden, edinilen bilgiyi işleyen, vücut içerisinde hücreler ağı sayesinde sinyallerin farklı bölgelere iletimini sağlayan, organların, kasların aktivitelerini düzenleyen bir organ sistemidir.

Sinir sistemi iki bölümden oluşur. Merkezi sinir sistemi (MSS) ve çevresel sinir sistemi (ÇSS). MSS, beyin ve omurilikten oluşur. ÇSS, MSS’yi vücudun diğer tüm kısımları ile bağlayan uzun fiberlerden oluşur. ÇSS, motor nöronları, dolaylı istemli hareket, otonom sinir sistemi, sempatik sinir sistemi, parasempatik sinir sistemi, düzenli istemsiz işlevler ve enterik sinir sisteminden oluşur.

Ben burada sempatik/parasempatik ve vagus konularına biraz değinmek istiyorum. 

Bedende sindirim sistemini düzenleyen, olaylara tepkimizi belirleyen üç sistem bulunur: Sempatik sinir sistemi, parasempatik sinir sistemi ve enterik sinir sistemi.

Sempatik sinir sistemi;  vücudu tehlikelere karşı uyarır ve tetikte tutar. (savaş ya da kaç modu.) Kortizol ve adrenalin salınımını tetikleyerek vücudu tehditlere hazırlamaya yardımcı olur – nabız ve tansiyon artışı.

Savaş/kaç/don tepkilerini yönetir. (donma aslında parasempatik yanıtın bir parçasıdır, bu yüzden okumaya devam edin!)

Hayatta kalmak için kritik olmayan işlevleri kapatır;

  • Sindirimi azaltır.
  • Kalp atış hızı artar.
  • Kaslar kasılır.
  • Adrenalin salgılar.
  • Bağırsak aktivitesini durur.
  • Kan basıncı artar. 

Parasempatik sinir sistemi;  tam tersi hareket ederek vücudu sakinleştirmek için çalışır. Bedenin dinlenme ve sindirme modudur. Sakin ve toplanmış hissetmemize yardımcı olur ve sindirim, uyku ve bağışıklığa yardımcı olur.

‘Güvenlik’ sağlandığında, dinlenme ve sindirimi düzenler;

  • Sindirimi uyarır.
  • Kalp atış hızını düşürür.
  • Kaslar gevşer.
  • Bağırsak aktivitesini uyarır.
  • Vücudu sakinleştirir.
  • Kan basıncı azalır.

Enterik sinir sistemi; ise tüm sindirim sürecini kapsar ancak sadece sindirim sistemiyle ilgilenmez. Bedende serotonin (insana mutluluk, canlılık hissi verir), dopamin (ruh hali, depresyon, konsantrasyon gibi işlevlerde etkili) gibi kimyasalları sentezler.

Parasempatik ve sempatik sistemler hayatta kalmamız da önemli bir rol oynar, ancak kronik stresle mücadele eden bireylerde sempatik sistemin baskın olma eğilimi vardır – başka bir deyişle, neredeyse her zaman SAVAŞ/KAÇ modundadırlar.

Vagus sinirinin görevi ise beyin-bağırsak ekseni arasındaki iletişimi sağlayarak bu eksende veya organlarda meydana gelen sorunları beyne iletmektir. Vagus, zihinsel dinginliğe ulaşmanı sağlayarak stresle mücadele etmene ve mutlu hissetmene yardımcı olur.

Peki nedir bu vagus? 

Vagus siniri vücudun birincil parasempatik siniridir – vücuttaki diğer sinirlerden daha hızlı, sizi savaş ya da kaç modundan çıkarıp dinlen ve sindir moduna geçirir.

Yaşadığın streste veya mutsuz olduğun zamanlarda vücudunda devam eden bir kortizol salınımı var. Öyle ki vagus sinirin, böyle durumlarda senin bir saldırı altında olduğunu hisseder ve bunu beynine iletir. Bu ileti ile birlikte beynin yaşadığın sorunu fark eder. Böylece sen stres altındayken aslında beynin de ruh sağlığını etkiler.

Vagusu özel yapan nedir? 

Vagusu kullanarak, parasempatik sinir sistemini harekete geçirmeyi öğrenmek, sağlığınıza dengeyi geri getirmenize yardımcı olabilir.

Diğer sinirlerin çoğundan farklı olarak vagus sinirini inanılmaz basit aktiviteler, egzersizler + teknikler kullanarak harekete geçirmek mümkündür.

Vagus sinirine dokunmak neyi ifade eder?

Vücutta vagus siniri ile bağırsak ve beyin arasında iletişim sağlanır. Vagus siniri, mutsuz olduğunuzda bazı şeylerin yolunda gitmediğini anlayarak, sindirim sisteminin önemli bileşeni olan sempatik sinir sistemini harekete geçirir ve vücutta kortizol salınımının yapılmasını sağlar.

O zaman VAGUS SİNİR’i kullanmayı öğrenerek stresi yenebilir, kaygı belirtilerini azaltabilir ve panik atakların oluşmasını önleyebilirsiniz.

Vagal etki ne demek?

Vagal tonusu artırmak, yani parasempatik sinir sistemini harekete geçirmek, organların normal ritminin daha kolay sağlanmasını ve vücudumuzun aktive olduğu stres sonrasında daha hızlı rahatlamasını sağlar.

Vagus sinirini uyarmanın pek çok yolu vardır ve günlük rutine eklemek hem faydalı, hem eğlenceli olabilir. Bu egzersizleri bir alet kutusu gibi düşünüp, o anda ihtiyacınız olanları veya o anda sizinle rezonansa girenleri seçebilirsiniz. 

Aşağıdaki vagus siniri egzersizlerini gün boyunca günde beş dakika geçirmeyi hedefleyin.

  1. Fiziksel Vagus Siniri Egzersizleri

Bu aktivitelerin hepsi “ses telini manipüle etmek” etrafında oluşmuştur. Ses tellerinizin fiziksel yankılanması vagus sinirini harekete geçirmektedir. 

Gargara: Sabah ve akşam dişlerinizi fırçalarken su ile gargara yapın. 30 saniye ila bir dakika hedefleyin.

Şarkı söylemek: Bir melodi mırıldanmak ya da en sevdiğiniz şarkıyı açıp, ona eşlik etmek. 

“OM” Mantrasını Söylemek: Evet, yoga pratiğiyle ilişkili olan OM. Sessiz bir yerde oturarak uzun bir “om” söyleyin. Kulakların etrafında bir titreşim hissetmelisin. International Journal of Yoga’da yapılan bir araştırma, “OM” zikretmenin, beyindeki amigdala gibi stres ve duygusal tepkilerle ilgili limbik sistemin belirli kısımlarını devre dışı bırakmada yardımcı olduğunu buldu.

Gülmek/Kahkaha Atmak: Komik bir dizi veya film izleyin ve gerçekten komik kısımlarda kahkalar atın. Ya da, her zaman gülünç bir şekilde mutlu olduğunuz arkadaşınızla ekstra iyi bir kahkaha atmak için bir araya gelin.

  1. Psikolojik Vagus Siniri Egzersizleri

Vagus siniri hareket ettirmek onu uyarmanın tek yolu değildir – düşünce ve duygular da onu harekete geçirebilir. Bunun için önemli olan, vagus sinirini destekleyen ve parasempatik sinir sistemini sakinleştirebilecek duygusal bir tepki ortaya çıkarmaktır.

Şükran Günlüğü: Yatmadan önce veya uyandığınızda büyük (aileniz) veya küçük (bu sabah besleyici yulaf gibi) minnettar olduğunuz 3 şeyi yazın. Bunu günlük, haftalık olarak ya da  sakinleşmenize yardımcı olmak için size doğru gelen bir tekrarda yapabilirsiniz.

Derin Nefes Alma: Kutu Nefes ya da kare nefes egzersizi uygulyabilirsiniz. 4’e kadar sayarak nefes alın, 4’e kadar tutun, 4’e kadar nefes verin, 4’e kadar tutun. İhtiyacınız olduğu kadar tekrarlayın. Derin nefes almak, vücudunuzu kandırarak, “Bu kadar yavaş nefes alıyorsam, hayatım boyunca kaçıyor olmam mümkün değil” diye düşündürür.

Meditasyon: Meditasyon birçok formda olabilir. Araştırmalar meditasyon ve yoga gibi “tefekküre dayalı uygulamaların” kısmen vagus sinirini harekete geçirerek sakinleştirdiği bulunmuştur. Kısa rehberli meditasyonlar için Headspace, Calm veya Insight Timer gibi bir uygulamaya beş dakika ayırın.
Gün batımı, doğada vakit geçirmek, güzel resimlere bakmak veya evcil hayvanlarınızla oynamak gibi güzel şeylere kendinizi maruz bırakmak: Olumlu duygular uyandıran her şey – ve bu herkes için farklıdır – vagal tonu artırır

Sevgilerimle,

Pınar

Holistik (Bütünsel) Yaklaşım Nedir?

Holistik bakış konusuna girmeden önce “Holizm” ve “Holistik” kavramlarından bahsetmek faydalı olacaktır. Holism; bütünün kendisini oluşturan parçalardan öte bir şey olduğu görüşünü öne çıkaran felsefi yaklaşımların ortak adıdır. Bu yaklaşıma göre bütün sadece bileşen parçalarının analiziyle anlaşılamaz. Gerçeği duyabildiğimiz, görebildiğimiz tüm unsurlar bütünlüğü oluşturmaktadır. Holistik kelimesi ise bütünsel, bütüncül ya da eksiksiz bütünlük anlamına gelmektedir.

Günümüzde, tıp, üretim, pazarlama, insan kaynakları, mimarlık gibi pek çok alanda holistik bakış önemli bir noktaya gelmiştir. Hipokrat; ”Bir kişinin ne çeşit hastalığı olduğunu bilmektense, ne çeşit bir kişinin hasta olduğunu bilmek daha önemlidir” sözüyle tıpta holistik yaklaşımın önemini vurgulamıştır. Hastalığın teşhis ve tedavi süreçlerinde modern tıp uygulamaları ile birlikte hastalığın ruhsal etkileri de incelenmelidir.

Bütüncül yaklaşım (ingilizce: Holistic paradigm), birbiri ile ilintili ve eklemlenmiş birimlerin bir arada değerlendirilmesi ile öznenin niteliğinin kavranabileceğini kabul eden yaklaşım biçimidir. Bütüncül yaklaşımda görülen bir başka özellik ise disiplinler arası düşünme ve yatay bağlantılar kurabilmeye olanak tanımasıdır.

Holistik düşünce; Var olan her birimin, evrenin bütün bilgilerine sahip bulunduğu gerçeğini açıklar. Evrendeki her şeyin aynı bütünün parçaları olduklarını, birbirlerinden haberdar olarak tek bir sistem şeklinde hareket ettiklerini ve birbirleriyle ilişki, iletişim ve etkileşim içinde bulunduklarını ortaya koyar. Var olan her birim, diğerlerini etkileme, değiştirme ve yönlendirme özelliğine sahiptir. Bu nedenle de, en küçük bir birim bile gereklidir, önemlidir ve değerlidir. Aydın Arıtan

Holistik Düşünce; evrendeki her şeyin aynı bütünün parçaları olduklarını, birbirlerinden haberdar olarak tek bir sistem şeklinde hareket ettiklerini ve birbirleriyle ilişki, iletişim ve etkileşim içinde bulunduklarını ortaya koyar.

Bu kavram son zamanlarda çok fazla alanda kullanılıyor ve bence çok da önemli bir bakış açısı. 2014 yılından beri hem kendi, hem de başkaları ile çalışan bir rehber olarak, bunun önemini vurgulamak isterim.

Kişi genelde fiziksel seviyede hissettiği bir rahatsızlık ya da duygusal seviyede yaşadığı bir sorun için arayışa girer. Burada genelde gözden kaçan olayı bütünsel olarak ele almaktır, yani anksiyeteniz varsa, evet psikolog ile mutlaka görüşmelisiniz ancak bir yandan da yediklerinizi takip etmeli, size iyi gelen aktiveteleri bilip bulup onları hayatınıza entegre etmelisiniz. Sadece psikolog görüşmeleri ile günde 8 bardak kahve içip, geç saatlere kadar ekran başındaysınız,bol şeker tüketiyorsanız, aynı döngü içinde yaşamaya devam edersiniz, sorun çözülmeyecektir.

Bu noktada kişinin kendine dair farkındalığının yüksek olması önemlidir. Sizi kendinizden daha iyi tanıyan birisi yoktur. O yüzden bir dedektif gibi kendinizi takip etmeli ve buna göre harekete geçmelisiniz. Hayatınızda devam eden sürekli oluşan döngüleri böylelikle kırabilir ve yeni bir yol oluşturabilirsiniz.

Sevgilerimle,

Pınar

Beden Ağrısı için Nefes Teknikleri

Hareketli bir günlük yaşamda, sırt, diz veya bedendeki herhangi bir ağrı gerçekten sinir bozucu veya zorlayıcı olabilir. Birçoğumuzun fiziksel aktivite sırasında yaşadığı ağrılar, zayıf fizik ve kas dengesizliklerinden kaynaklanabilir. Bu nedenle, küçük yaralanmaları önlemek için fizyoterapistler ve sertifikalı eğitmenler gibi uzmanlarla çalışmanız önerilir;

Ancak, hissettiğiniz rahatsızlık, içselleştirilmiş stresten kaynaklanıyorsa, bunu azaltmanın yolu, günlük rutininize ağrı giderici nefes tekniklerini katmaktır.

Stres, fiziksel acı biçiminde ortaya çıkabilir. Stresle başa çıkmanın ve sebep olduğu fiziksel acıyı hafifletmenin bir yolu, merkezi sinir sistemini olumlu etkilediği kanıtlanmış nefes çalışmasıdır. Dürüst olmam gerekirse, nefesinize odaklanmanın ağrıyı sihirli bir şekilde yok edeceğini söylemem; ancak nefesinize odaklanmak, vücuda yavaşlamanız ve sabit kalmanız için doğrudan bir mesaj göndermenize yardımcı olabilir.

Dr. Leada Malek, “Ağrı, beyninizin bedeninizi bir tehditten koruma ihtiyacı olduğu konusunda sizinle iletişim kurma şeklidir” diyor. Beyninizden gelen mesajların doku hasarı veya yaralanmasını her zaman doğru bir şekilde göstermeyebileceğini, bunun yerine genellikle (tahmin ettiğiniz gibi) stres ve kaygı gibi diğer faktörlerden etkilendiğini söylüyor.

Dr. Malek, “Beyindeki nöroplastisite nedeniyle, bu düşünceleri şekillendirebilir ve bu “alarm sistemi” her “tehdit” ortaya çıktığında harekete geçebilir” diyor. İşte burada nefes teknikleri devreye girer. Dr. Malek, “Farkındalık meditasyonunun zihni şimdiki zamana yeniden odaklayarak ve kişinin dış çevresi ve içinde ne hissettikleri konusundaki farkındalığını artırarak çalıştığı düşünülüyor” diyor. Farkındalık ve nefes çalışması birlikte “vagus sinirini ve parasempatik sinir sistemini (dinlenme/sindirme) harekete geçmeye teşvik edebilir, böylece sempatik sinir sistemi (savaş/kaç) regüle eder” diye açıklıyor.

Ağrıyı Önlemek & Hafifletmek için Nefes Teknikleri

Stres, kaygı ve artan ağrı hissettiğimizde, genellikle rahat omuzlarla diyafram yerine gergin boyunlarla göğüs bölgesinden nefes almaya başlarız. Dr. Malek, göğüsten nefes almanın nefesin kısalmasına ve genellikle daha hızlı, daha kısa nefes almasına neden olan ağrıyla birleşmesinin ağrı tepkinizi artırabileceğini söylüyor. Bu nedenle, ağrı hissettiğinizde ve aşağıdaki nefes tekniklerini uygulamaya başladığınızda dikkatli olmanız ve diyaframınızdan tam, derin nefesler almanız önemlidir.


Dr. Malek, nefesi kişiye en rahat pozisyonda düzenlemenin, sinir sistemini regüle etmek için önemli olduğunu, daha sakin ve kontrollü hissetmenize yardımcı olacağını ve doğal bir sonuç olarak ağrı tepkisinin azalacağını ekliyor. Her zaman olduğu gibi, bu nefes alma teknikleri ağrıyı hafifletmek için bir araçtır, ancak ağrınız azalmazsa, uygun bir değerlendirme için bir doktora veya fizyoterapiste danışmanız önerilir.

1. Sırtüstü Diyafram Nefesi
Dizler bükülü sırt üstü yatarak başlayın ve bir elinizi karnınıza ve bir elinizi göğsünüze koyun. Göğsünüzü olabildiğince hareketsiz tutarken midenizi kaldırmaya çalışırken iki ila üç saniye burnunuzdan nefes alın. Diyaframınızdaki havayı boşaltarak 3-4 saniye boyunca ağzınızdan nefes verin. Karnınız başlangıç ​​pozisyonuna geri dönmelidir. Göğsünüzün yükselmesini en aza indirmeye çalışarak toplam beş ila 10 nefes tekrarlayın.


2. 360 Derece Nefesi
Yatarak veya ayakt alt kaburgalarınızın etrafına büyük bir direnç bandı yerleştirin. Nefes alırken bandın içine doğru nefes almaya çalışın, ciğerlerinizi yalnızca göğsünüzden değil, 360 dereceden doldurun. Göğsünüzden sığ nefes almayı en aza indirmeye çalışın ve kasıtlı olarak ve yavaşça burnunuzdan nefes almayı ve büzülmüş dudaklarla ağzınızdan nefes vermeyi unutmayın. Nefes alış 2-3 saniye sürmeli ve nefes veriş 3-4 saniye sürmelidir. Göğsünüzün yükselmesini en aza indirmeye çalışarak toplam beş ila 10 nefes tekrarlayın.,

Dr. Leada Malek Kimdir?

San Francisco Körfez Bölgesi’nde bulunan lisanslı bir fizyoterapist ve kurul onaylı spor uzmanıdır. ABD’de spor terapisinde uzmanlaşmış terapistlerin %9’undan biridir. Doktora derecesini Samuel Merritt Üniversitesi’nden aldı ve lisans eğitimini San Francisco Üniversitesi Egzersiz ve Spor Bilimleri bölümünde tamamladı. Yüksek lisans stajını Stanford Üniversitesi’nin üniversite atletizminde tamamladı ve çalışmaya devam etti.

Kaynak:https://www.wellandgood.com/experts/leada-malek/

Kilolar Nereye Gider?

Kilo verdiğinizde nereye gider? Bir arkadaşınıza sorduğunuzda alacağınız cevaplar; yağın enerji veya kasa dönüştüğü veya bağırsak yoluyla atıldığı olacaktır. Bunların hiçbiri doğru değil. Gerçek şu ki, yağı karbondioksite dönüştürüp sonra da solunum yoluyla dışarı vererek kilo veriyoruz. Yediğimiz makro besinlerin tüm kütlesinin % 75’i aynı metabolik kaderi paylaşır. Bu yazıda, midemiz, akciğerlerimiz ve belimiz arasındaki doğrudan fizyolojik bağlantıyı ve bu bilginin sağlıklı kilomuzu korumamız için nasıl bilgilendirebileceğini ve hatta motive edebileceğini keşfedeceğiz.

Surfing Scientist olarak bilinen Ruben Meerman, Avustralyalı bir bilim adamı, eğitimci, yazar ve konuşmacıdır. Ruben Meerman bir fizikçi, eğitimci ve Big Fat Myths kitabının yazarıdır: Ruben’in karbondioksit ve solunum hayranlığı, 16 kilo vermesi ve tüm bu yağın nereye gittiğini merak etmesinden kaynaklanıyor.

Hesaplamaları, kaybettiği yağların % 84’ünün CO₂ olarak solunum yoluyla verdiğini ve kalan % 16’sının su olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bulguları 2014 yılında British Medical Journal’da yayımlandı ve bu konudaki TEDx Konuşması o zamandan beri 10 milyondan fazla kişi tarafından izlendi. Ruben şu anda, tüm çocukların yedikleri yiyeceklerin soludukları karbondioksite dönüştürüldüğünü öğrenmelerini sağlamaya çalıştığı bir misyonda.

2014 yılında, 35 lbs / 16 kg verince, bir araştırmacı olarak bunun nasıl olduğunu bilmek istedi ve sizin birazdan okuyacağınız bu çalışma ortaya çıktı.

Görüşülen 150 doktor, diyetisyen ve antrenör sağlık okuryazarlığındaki bu şaşırtıcı bilgiyi bilmediğini ortaya çıkarttı. Şimdiye kadarki en yaygın yanılgı, yağın enerjiye dönüştürülmesiydi. Bu teorideki sorun, tüm kimyasal reaksiyonların tabii olduğu maddenin korunumu yasasını ihlal etmesidir. Bazı katılımcılar yağın kasa dönüştüğünü -ki bu imkansız – düşünürken, diğerleri bunun bağırsaklar yoluyla atıldığını varsaydı.

Katılımcılardan sadece 3 kişi doğru cevabı verdi, bu da ankete katılan sağlık çalışanlarının % 98’inin kilo vermenin altındaki mekanizmayı bilmediğini ortaya çıkarttı. Bu durumda enerji, kaslar veya tuvalet değilse, yağ nereye gider?


Doğru cevap, yağın karbondioksit ve suya dönüşmesidir. Karbondioksiti dışarı verirsiniz ve su, idrar veya ter olarak kaybolana kadar dolaşımınıza karışır. 10 kg yağ verdiğinizde, bunun 8,4 kg ciğerlerinizden çıkar ve kalan 1,6 kg suya dönüşür. Başka bir deyişle, kaybettiğimiz kiloların neredeyse tamamı solunumla verirsiniz. Herkes çok şaşırıyor ama aslında yediğimiz neredeyse her şey akciğerlerden geri çıkıyor. Sindirdiğiniz her karbonhidrat ve neredeyse tüm yağlar karbondioksit ve suya dönüştürülür. Aynı şey alkol için de geçerli. Protein, üreye dönüşen küçük kısım ve idrar olarak attığınız diğer katı maddeler dışında aynı kaderi paylaşıyor.


Peki o zaman “Eğer yağ karbondioksite dönüşürse, daha fazla nefes almak kilo vermenize neden olabilir mi? Ne yazık ki hayır. İhtiyaç duyduğunuzdan daha fazla solunum, hiperventilasyon olarak adlandırılır ve yalnızca başınızı döndürür veya muhtemelen bayıltır. Burada anahtar nokta, vücudunuzun ürettiği karbondioksit miktarını bilinçli olarak artırmanın tek yolu kaslarınızı hareket ettirmektir. “

Bu noktada yorumum, hiperventile ya da normalden daha fazla solunum yapmak sadece bedenin ürettiğinden daha fazla karbondioksit miktarını dışarı vermenize sebep olur, böylece bedendeki karbondioksit miktarı azalır ve bu da bedenin PH dengesinin bozulmasına yol açar. PH dengesi bozulduğunda bedende titreme, baş dönmesi, bayılma gibi farklı durumlar oluşabilir.

Kaynak:https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/25516540/

Rahim Meditasyonu/Miranda Gray

Miranda Gray

Pre-Womb Blessing® Uyum egzersizi

Pelvik bölgenizde kristal berraklığında güzel suyla dolu büyük bir altın kazanın durduğunu hayal edin. Büyük bir gümüş kaşık aldığınızı ve içinizdeki bu kazanın sularını karıştırmaya başladığınızı hayal edin. Kaşığınızla suda şekiller yapın ve enerjileri karıştırın.

Bunu yaklaşık 5 dakika yapın ve ardından ellerinizi 5 dakika daha rahminizin üzerine koyun. Enerjiler netleştikçe rahminizde fiziksel hisler, duygular veya kısıtlayıcı düşünceler yaşayabilirsiniz.

Oluşabilecek herhangi bir detoksu desteklemek için bu egzersizden sonra bir bardak su için.

Rahim Ağacı Meditasyonu

Rahim Kutsaması için hazırlığınızın bir parçası olarak bu meditasyonu önceden yapmak isteyebilirsiniz. Yaklaşık 5-10 dakika sürecektir ve Dünya Çapında Rahim Kutsamasından önce herhangi bir zamanda yapılabilir.

Ay Ağacı, İlahi Dişilliğin kadim bir sembolüdür ve onu rahmimize bağlanmak için meditasyonda kullanabiliriz.

Bu meditasyonu yapmak için görselleştirmede iyi olmanıza veya görüntüleri ‘görebilmenize’ gerek yoktur; enerji niyetin ardından gelir. Meditasyon boyunca duygusal olarak nasıl hissettiğinizi, bedeninizde nasıl hissettiğinizi ve bedeninizin etrafında nasıl hissettiğinizi bilin. Enerjiler akmaya ve bu merkezleri açmaya başladıkça rahminizde, kalbinizde ve ellerinizde sıcaklık veya baskı hissedebilirsiniz.

Gözlerinizi kapatın ve farkındalığınızı vücudunuza getirin.

Ağırlığınızı sandalyede, kollarınızın ağırlığını kucağınızda hissedin. Derin bir nefes alın ve kendinizi merkezlenmiş hissedin.

Farkındalığınızı rahminize getirin.

Gör, bil, hisset ya da hayal et, rahminin iki ana dalı güzel yaprakları ve ucunda kırmızı, mücevher benzeri meyveler olan bir ağaç gibi. Rahim Ağacının kökleri Dünyanın derinliklerinde büyür, sizi bağlar ve onun enerjilerine topraklanır ve topraklanırken onun enerjilerinin rahminize aktığını hissedebilir veya görebilirsiniz.

Merkezli ve dengeli hissedin.

Şimdi, Ağaç dalları kalbinizin seviyesinde ayrılana kadar Rahim Ağacınızın görüntüsünün büyümesine izin verin.

Bu görüntüyle bağlantı kurduğunuzda, kalp merkezinizin açıldığını ve enerjinin kollarınızdan ellerinize ve parmaklarınıza aktığını bilin veya hissedin. Dünya, rahminiz ve kalbiniz arasındaki sevgi bağını hissedin.

Rahatlayın. Güçlü, sevgi dolu ve güçlendirilmiş hissedin.

Meditasyonu sona erdirmek için, Rahim Ağacınızın görüntüsünün veya hissinin rahminize geri dönmesine izin verin, ancak Dünya’nın derinliklerine giden köklerin size güç ve topraklama sağladığının farkında olun.

Farkındalığınızı vücudunuza, sandalyedeki ağırlığınıza ve kucağınızdaki ellerinizin ağırlığına geri getirin.

El ve ayak parmaklarınızı nazikçe sallayın ve gözlerinizi açın. Şimdi bu harika enerjiyi dünyaya çıkarın.

Kendi Kendini İyileştirme Egzersizi

Kutsamayı takip eden 28 gün boyunca, enerji iyileşmeye, enerji vermeye ve eski ve istenmeyen kalıpları salıvermeye devam edecek. Bunlar fiziksel, zihinsel, duygusal veya ruhsal olabilir, bu yüzden lütfen kendinize karşı nazik olun; sağlıklı yiyin ve için ve her gün 5-10 dakika veya daha uzun süre Kendi Kendini İyileştirme Egzersizini yapın.

Elleriniz rahminizin üzerinde rahatça oturun veya uzanın.

Rahminizi güzel gümüşi beyaz ışıkla dolduran büyük bir Dolunay hayal edin.

Bunu yaparken enerji doğal olarak akacak ve bunu ellerinizde ve rahminizde fiziksel bir his olarak hissedebilirsiniz. Akan enerjiyi herkes hissetmez – her bireyin kendine özgü enerji deneyimi vardır.

Rahatla ve eğlen!

Sonunda, İlahi Dişil’e güzel Kutsama enerjisi ve şifa armağanı için teşekkür edin.

Kaynak: Tüm bu meditasyonlar Miranda Gray‘in web sitesinden alınmıştır.