Kilolar Nereye Gider?

Kilo verdiğinizde nereye gider? Bir arkadaşınıza sorduğunuzda alacağınız cevaplar; yağın enerji veya kasa dönüştüğü veya bağırsak yoluyla atıldığı olacaktır. Bunların hiçbiri doğru değil. Gerçek şu ki, yağı karbondioksite dönüştürüp sonra da solunum yoluyla dışarı vererek kilo veriyoruz. Yediğimiz makro besinlerin tüm kütlesinin % 75’i aynı metabolik kaderi paylaşır. Bu yazıda, midemiz, akciğerlerimiz ve belimiz arasındaki doğrudan fizyolojik bağlantıyı ve bu bilginin sağlıklı kilomuzu korumamız için nasıl bilgilendirebileceğini ve hatta motive edebileceğini keşfedeceğiz.

Surfing Scientist olarak bilinen Ruben Meerman, Avustralyalı bir bilim adamı, eğitimci, yazar ve konuşmacıdır. Ruben Meerman bir fizikçi, eğitimci ve Big Fat Myths kitabının yazarıdır: Ruben’in karbondioksit ve solunum hayranlığı, 16 kilo vermesi ve tüm bu yağın nereye gittiğini merak etmesinden kaynaklanıyor.

Hesaplamaları, kaybettiği yağların % 84’ünün CO₂ olarak solunum yoluyla verdiğini ve kalan % 16’sının su olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bulguları 2014 yılında British Medical Journal’da yayımlandı ve bu konudaki TEDx Konuşması o zamandan beri 10 milyondan fazla kişi tarafından izlendi. Ruben şu anda, tüm çocukların yedikleri yiyeceklerin soludukları karbondioksite dönüştürüldüğünü öğrenmelerini sağlamaya çalıştığı bir misyonda.

2014 yılında, 35 lbs / 16 kg verince, bir araştırmacı olarak bunun nasıl olduğunu bilmek istedi ve sizin birazdan okuyacağınız bu çalışma ortaya çıktı.

Görüşülen 150 doktor, diyetisyen ve antrenör sağlık okuryazarlığındaki bu şaşırtıcı bilgiyi bilmediğini ortaya çıkarttı. Şimdiye kadarki en yaygın yanılgı, yağın enerjiye dönüştürülmesiydi. Bu teorideki sorun, tüm kimyasal reaksiyonların tabii olduğu maddenin korunumu yasasını ihlal etmesidir. Bazı katılımcılar yağın kasa dönüştüğünü -ki bu imkansız – düşünürken, diğerleri bunun bağırsaklar yoluyla atıldığını varsaydı.

Katılımcılardan sadece 3 kişi doğru cevabı verdi, bu da ankete katılan sağlık çalışanlarının % 98’inin kilo vermenin altındaki mekanizmayı bilmediğini ortaya çıkarttı. Bu durumda enerji, kaslar veya tuvalet değilse, yağ nereye gider?


Doğru cevap, yağın karbondioksit ve suya dönüşmesidir. Karbondioksiti dışarı verirsiniz ve su, idrar veya ter olarak kaybolana kadar dolaşımınıza karışır. 10 kg yağ verdiğinizde, bunun 8,4 kg ciğerlerinizden çıkar ve kalan 1,6 kg suya dönüşür. Başka bir deyişle, kaybettiğimiz kiloların neredeyse tamamı solunumla verirsiniz. Herkes çok şaşırıyor ama aslında yediğimiz neredeyse her şey akciğerlerden geri çıkıyor. Sindirdiğiniz her karbonhidrat ve neredeyse tüm yağlar karbondioksit ve suya dönüştürülür. Aynı şey alkol için de geçerli. Protein, üreye dönüşen küçük kısım ve idrar olarak attığınız diğer katı maddeler dışında aynı kaderi paylaşıyor.


Peki o zaman “Eğer yağ karbondioksite dönüşürse, daha fazla nefes almak kilo vermenize neden olabilir mi? Ne yazık ki hayır. İhtiyaç duyduğunuzdan daha fazla solunum, hiperventilasyon olarak adlandırılır ve yalnızca başınızı döndürür veya muhtemelen bayıltır. Burada anahtar nokta, vücudunuzun ürettiği karbondioksit miktarını bilinçli olarak artırmanın tek yolu kaslarınızı hareket ettirmektir. “

Bu noktada yorumum, hiperventile ya da normalden daha fazla solunum yapmak sadece bedenin ürettiğinden daha fazla karbondioksit miktarını dışarı vermenize sebep olur, böylece bedendeki karbondioksit miktarı azalır ve bu da bedenin PH dengesinin bozulmasına yol açar. PH dengesi bozulduğunda bedende titreme, baş dönmesi, bayılma gibi farklı durumlar oluşabilir.

Kaynak:https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/25516540/

Rahim Meditasyonu/Miranda Gray

Miranda Gray

Pre-Womb Blessing® Uyum egzersizi

Pelvik bölgenizde kristal berraklığında güzel suyla dolu büyük bir altın kazanın durduğunu hayal edin. Büyük bir gümüş kaşık aldığınızı ve içinizdeki bu kazanın sularını karıştırmaya başladığınızı hayal edin. Kaşığınızla suda şekiller yapın ve enerjileri karıştırın.

Bunu yaklaşık 5 dakika yapın ve ardından ellerinizi 5 dakika daha rahminizin üzerine koyun. Enerjiler netleştikçe rahminizde fiziksel hisler, duygular veya kısıtlayıcı düşünceler yaşayabilirsiniz.

Oluşabilecek herhangi bir detoksu desteklemek için bu egzersizden sonra bir bardak su için.

Rahim Ağacı Meditasyonu

Rahim Kutsaması için hazırlığınızın bir parçası olarak bu meditasyonu önceden yapmak isteyebilirsiniz. Yaklaşık 5-10 dakika sürecektir ve Dünya Çapında Rahim Kutsamasından önce herhangi bir zamanda yapılabilir.

Ay Ağacı, İlahi Dişilliğin kadim bir sembolüdür ve onu rahmimize bağlanmak için meditasyonda kullanabiliriz.

Bu meditasyonu yapmak için görselleştirmede iyi olmanıza veya görüntüleri ‘görebilmenize’ gerek yoktur; enerji niyetin ardından gelir. Meditasyon boyunca duygusal olarak nasıl hissettiğinizi, bedeninizde nasıl hissettiğinizi ve bedeninizin etrafında nasıl hissettiğinizi bilin. Enerjiler akmaya ve bu merkezleri açmaya başladıkça rahminizde, kalbinizde ve ellerinizde sıcaklık veya baskı hissedebilirsiniz.

Gözlerinizi kapatın ve farkındalığınızı vücudunuza getirin.

Ağırlığınızı sandalyede, kollarınızın ağırlığını kucağınızda hissedin. Derin bir nefes alın ve kendinizi merkezlenmiş hissedin.

Farkındalığınızı rahminize getirin.

Gör, bil, hisset ya da hayal et, rahminin iki ana dalı güzel yaprakları ve ucunda kırmızı, mücevher benzeri meyveler olan bir ağaç gibi. Rahim Ağacının kökleri Dünyanın derinliklerinde büyür, sizi bağlar ve onun enerjilerine topraklanır ve topraklanırken onun enerjilerinin rahminize aktığını hissedebilir veya görebilirsiniz.

Merkezli ve dengeli hissedin.

Şimdi, Ağaç dalları kalbinizin seviyesinde ayrılana kadar Rahim Ağacınızın görüntüsünün büyümesine izin verin.

Bu görüntüyle bağlantı kurduğunuzda, kalp merkezinizin açıldığını ve enerjinin kollarınızdan ellerinize ve parmaklarınıza aktığını bilin veya hissedin. Dünya, rahminiz ve kalbiniz arasındaki sevgi bağını hissedin.

Rahatlayın. Güçlü, sevgi dolu ve güçlendirilmiş hissedin.

Meditasyonu sona erdirmek için, Rahim Ağacınızın görüntüsünün veya hissinin rahminize geri dönmesine izin verin, ancak Dünya’nın derinliklerine giden köklerin size güç ve topraklama sağladığının farkında olun.

Farkındalığınızı vücudunuza, sandalyedeki ağırlığınıza ve kucağınızdaki ellerinizin ağırlığına geri getirin.

El ve ayak parmaklarınızı nazikçe sallayın ve gözlerinizi açın. Şimdi bu harika enerjiyi dünyaya çıkarın.

Kendi Kendini İyileştirme Egzersizi

Kutsamayı takip eden 28 gün boyunca, enerji iyileşmeye, enerji vermeye ve eski ve istenmeyen kalıpları salıvermeye devam edecek. Bunlar fiziksel, zihinsel, duygusal veya ruhsal olabilir, bu yüzden lütfen kendinize karşı nazik olun; sağlıklı yiyin ve için ve her gün 5-10 dakika veya daha uzun süre Kendi Kendini İyileştirme Egzersizini yapın.

Elleriniz rahminizin üzerinde rahatça oturun veya uzanın.

Rahminizi güzel gümüşi beyaz ışıkla dolduran büyük bir Dolunay hayal edin.

Bunu yaparken enerji doğal olarak akacak ve bunu ellerinizde ve rahminizde fiziksel bir his olarak hissedebilirsiniz. Akan enerjiyi herkes hissetmez – her bireyin kendine özgü enerji deneyimi vardır.

Rahatla ve eğlen!

Sonunda, İlahi Dişil’e güzel Kutsama enerjisi ve şifa armağanı için teşekkür edin.

Kaynak: Tüm bu meditasyonlar Miranda Gray‘in web sitesinden alınmıştır.

Benden Haberler

Kurumsal iş hayatımın sona ermesi ve kardeşimin vefatı sonrasında bir süre dondum kaldım hayatta. Doğal nefes ile tanışmam sonrasında, sürekli eğitimlerin içinde yer aldım. Eskiye dair tüm bildiklerimi bir kenara koydum.

Bu noktada “unlearning” terimini biraz açıklamak istiyorum. Bu akımın öncüsü Alvin Toffler ve gerçekten ilham verici ve ufuk açıcı bir kişi. 

Learn to unlearn then relearn! (Bildiklerini bırakmayı öğren ve sonra tekrar öğren!)

Alvin Toffler

Eğitimleri almak ve eğitim vermek bir noktada benim için bir yaşam tarzı oldu. Hepsinin çok faydası oldu, kendime, bedenime dair farkındalığımı sürekli artırdı. Öğrenmek hiçbir zaman zor olmadı ancak eski öğrendiklerimi bırakmak zorlu oldu. Artık işime yaramayan ne kadar çok şeye tutunduğumu fark ettim her seferinde.

Pandemi döneminde de eğitimlerim devam etti. Şanslı bir kadınım ki hayat hep önüme en iyileri çıkarttı. Uzun yıllardır aklımın bir köşesinde olan yoga eğitimini tam da istediğim şekilde Zeynep Aksoy ile aldım. Mayıs ayı itibarıyla eğitimi tamamladım.

Tüm bu süreçte öğrendiklerim, nefes konusundaki uzmanlığıma da yansıdı. Nefes çalışmalarını bir süredir online olarak yapıyorum. Neler değişti derseniz, biraz daha karşımdaki kişi ile sorumluluğu paylaşarak ilerliyorum artık. Kişinin nefesine dair farkındalığını artırarak, kendi kendine çalışabileceği bir süreçle birlikte ilerliyoruz.

Aynı zamanda okuduğum, takip ettiğim, eğitimlerine katıldığım kişiler ile röportajlar yapmaya başladım. Çok büyük bir keyif benim için. Yakında röportajlar yayınlandıkça sizlerle de buradan paylaşacağım. Bu konuda vesile olan canım Burcu Öztınaz Kömürlü‘ye ne kadar teşekkür etsem az.

Bir yandan da içimde bir süredir yanmakta olan bir çember ateşi mevcut. Ne zaman, nasıl ve ne şekilde olacağını bilmiyorum. Bekliyorum. Tüm kadınlar bir araya gelelim, birbirimizi dinleyelim, birbirimize rehber olalım istiyorum. Bunu da buraya günü geldiğinde başlamak niyetiyle buraya bırakıyorum.

Sevgilerimle,

Pınar

Nefes Testi

Doğru solunum,- yavaş ve burundan diyaframa doğru nefes- ile bedenin her nefeste yeterli karbondioksit üretmek için zamanı olur.

Çoğu kişi günlük hayatta farkında olmadan, trafik, yüksek ses gibi rahatsız edici etkenler sonucu vücudu strese girer ve bu da bu kişinin ağızdan ve daha kısa nefesler almasına sebep olur. Bu sağlıklı değildir çünkü ağızdan nefes almak daha fazla oksijeni, daha kısa süre içinde almaya neden olur. Bu da karbondioksitin birikmesine fırsat vermez. Bedenin karbondioksit duyarlılığı azalır ve bozulur. Sonuç olarak vücut ihtiyacı olan enerjiyi alamaz..

Araştırma ve bilimsel çalışmalar, aktif spor yapanların burundan nefes almaya başladığında, egzersiz sürelerinin olumlu yönde geliştiğini gösterir. Antrenman esnasında aşırı nefes alımı daha çabuk yorulmaya sebep olur.

Bu durumu basit noktalara dikkat ederek ya da alışkanlıklarını değiştirerek düzeltebilirsin. Alışkanlıklarını değiştirdiğinde, antrenman seviyenin ilerlediğini, daha yüksek düzeyde ve daha uzun çalışabildiğini, daha fazla yağ yakımı gerçekleştiğini de göreceksin!

Aşırı nefes alıp almadığını aşağıdaki soruları yanıtlayarak test edebilirsin.

1. Kandaki Oksijen Seviyesi Testi: Burnundan derin bir nefes al, daha sonra nefesi yine burnundan verdikten sonra burun deliklerini kapa. Yeniden nefes alma dürtüsü gelene kadar kaç saniye geçtiğini takip et. Bu sırada yutkunma ve karın veya boğazında kasılmalar hissedebilirsin. Bu noktada, burnunu bırak ve nefes almaya devam et. Bu ne kadar sürdü?

Burada amaç ne kadar uzun nefes tutabildiğin değildir.

20 saniyeden az / 30 saniye gibi / 40 saniyeden fazla

2. Yürürken Nefesini Tutma Testi: Yine yukarıdakilerin aynısını yapmanı istiyoruz. Ancak bu sefer oturmak veya sabit durmak yerine burun deliklerini kaparken yürümelisin. Makul bir hızda yürü ve adımlarını say. Yeniden nefes alma ihtiyacı hissetmeden kaç adım atabildin?

20 adım civarı / 40 adım civarı / 80 adım civarı

3. Daha sıklıkla ağzından mı nefes alıyorsun?

Evet / Hayır

4. Uyandığın zaman ağzın kurumuş oluyor mu?

Evet / Hayır

5. Horluyor musun?

Evet / Hayır

6. Bir nefes egzersizi yapmadığın halde bile, gün içinde nefes alıp verişini fark eder misin veya duyuyor musun?

Evet / Hayır

7. Öfkeli ve çok yorgun olmasan bile çok sık iç çeker gibi derin nefesler alıyor musun?

Evet / Hayır

8. Gün içinde nefes alıp verirken diyaframın yerine omuzlar veya göğüs kafesin mi hareket ediyor?

Evet / Hayır

Test bitti!

İlk iki soruda nefesini kısa sürede bıraktıysan veya diğer sorulara cevapların çoğunlukla “evet” ise bu senin daha çok aşırı nefes alma alışkanlığın olduğuna bir işaret.

Bu alışkanlığı düzeltmek için aşağıdaki önerileri uygulayabilirsin.

– Gün içinde nefesine odaklan. İlk adım ağızdan nefes alma alışkanlığını ortadan kaldırmak olmalı.

– Belli aralıklarla burundan nefes alıp, kısa süreli nefes tutma alıştırmalar yapabilirsin.

– Yukarıda yaptığın yürüyerek nefes tutma testinde fazladan 5 adım atmak bile gelişimin bir göstergesidir.

Bu farkındalıkla bile , günlük yaşam ve uyku kalitenin ne kadar arttığını göreceksin.

Sevgilerimle,

Pınar