Menstrüasyon Farkındalığı-1

Adet döngüsünü bir yıldaki mevsimler gibi düşünebiliriz: kış, ilkbahar, yaz ve sonbahar Ortalama döngü 28 gündür, bu nedenle bunu her dönemin ne kadar sürdüğünü belirlemek için bir kılavuz gibi kullanacağız. Ancak, pek çok insanın adet döngüsü “ortalama” olmadığını da biliyorum, bende dahil. Bu nedenle kendi döngünüzü izlemek en iyisidir.

Kadınlar olarak içimizde bir kozmos var ve evet bu bu adet döngümüz. Bu döngü, kim olduğumuz gerçeğini, çağrınızı ve aynı zamanda bunu dünyada fark etme veya ifade etme kapasitenizi öğrenmenin yoludur.

Güç, kendi benzersiz doğanızı sevme yeteneğinizdir ve onunla senkronize olarak kendinizi bu dünyada gerçekleştirebilirsiniz. Ve işte harika olan, adet döngüsünün gizli misyonu sizi kendinizi sevmek, kabul etmek için -Yuva’ya- teslim etmektir. Sizin gerçek gücünüzün kilidini açan, kim olduğunuzla bulduğunuz huzurdur.

Menstruasyon döngüsü, kim olduğunuzla daha derin bir ilişki kurmak için sizi desteklediği gibi, aynı zamanda bunun ortaya çıkmasını veya ifade edilmesini de destekler. Başka bir deyişle, dünya işlerinizi halletmenize yardımcı olur. İçimizde böylesine tamamlayıcı ve şahane bir güç mevcut!

Yıllar boyunca yapılan çalışmalar sayesinde, bedendeki farklı kas grupları gibi bu güçlendirici sürecin farklı unsurlarının olduğunu, hepsine bakılması ve kullanmak için “egzersiz” yapılması gerektiğini gözlemledik.

Döngünün temel dinamiğinde, ” Evet/Hayır Haritası” olarak adlandırılan, iki ana enerji akımı vardır. Menstrüasyondan ovulasyona kadar genişleyen bir akım -(Evet aracılığıyla)- ve yumurtlamadan menstrüasyona doğru daralan bir akım (Hayır aracılığıyla)- bu güç sürecinin iki temel unsurunu ortaya çıkaran, ‘Evet’ ve ‘Hayır’ gücüdür.

İçsel Şampiyon, döngünün ilk yarısında (Evet aracılığıyla) en büyük destekçiniz ve adından anlayacağınız üzere, kim olduğunuzu, ne yaptığınızı savunan, size amigoluk eden içinizdeki sestir. Sizinle ilgili doğru olan her şeyi fark eden içinizdeki sestir. Bu sesi bilinçli olarak geliştirmek, döngünüzde “Evet” gücüne erişmenizi destekler.

İçsel Eleştirmen, döngünün ikinci yarısındaki (Hayır aracılığıyla) müttefikinizdir. Çoğumuz için müttefik olarak eleştirmen fikri deli gibi gözükse de, genellikle kim olduğumuzu baltalayan çok zehirli bir figür olarak deneyimlendiğinden, gücümüzün gelişmesinde önemli, hatta kutsal bir role sahiptir.

İçsel eleştirmenin rolü, döngününün ikinci yarısında ‘Hayır’ın gücüne erişmemize yardımcı olmaktır. Yaşamlarımızda artık çalışmayan, gerçek Benlik yolumuzdan saptığımızda kim olduğumuzun derinliklerine bizi getirendir. Eleştirmen, gücümüzü yönetebilmek için gerekli olan benlik duygumuzu geliştirmemize ve iyileştirmemize yardımcı olur. Kısacası eleştirmen, bizden tüm yetki ve sorumluluğu almamızı ister ve bu noktada büyük bir öğrenme vardır. Eleştirmeni bir müttefik olarak gerçekleştirme yolculuğu, döngünüzün diğer mevsimlerinin güçlerini geri kazanmada, döngünüzün tüm düzenini geri kazanmada yatar.

Sevgilerimle,

Pınar

Kaynak: www.redschool.net

Kadınlar Döngüseldir

08 Mart Kadınlar Günü sebebiyle bu ay kadın farkındalığına odaklanmaya karar verdim. Çok severek takip ettiğim Miranda Gray, Christianne Northrup gibi kadınlardan öğrendiklerimi sizler için harmanlayıp paylaşacağım.

Kadın olarak hayatımızda yaşadığımız en önemli döngüselliğin Mensturasyon olduğunu düşünüyorum. Her ay yaşadığımız bir olaydır.

Tıbben tanımlarsak; adet döngüsü /siklus, son adet tarihinin ilk gününden bir sonraki adet tarihinin ilk gününe kadar geçen zamanı ve bu zaman içinde kadın vücudunda gerçekleşen olayları ifade eder.

Bir adet döngüsü kadında genellikle 28 gün sürmekle birlikte 21 ile 35 gün arası normalin alt ve üst sınırlarıdır. Adet kanaması ortalama 4 gün devam eder ve 1 ile 7 gün arası normalin alt ve üst sınırları olarak kabul edilir. Adet kanaması esnasında 20 ile 80 mililitre arasında miktarda kan kaybedilir.

Tüm kadınların var oluşunun bir parçası olan ve her ay deneyimlediği adet döngüsü, kimisi için çok kolay geçerken kimisi için ağrı, sancı ve acı içinde geçen bir deneyime dönüşebilir. Bu süreçte yaşanan hormonal değişimler, bedende ve ruh halinde değişikliklere neden olur.

Her ay yaşandığı için alışıldık hale gelen ve günlük hayatı etkilemediği düşünülen menstrual döngü, aslında kadınların hayatına fazlasıyla etki ediyor. Döngüsel varlıklar olan kadınların bu dönemler hakkında bilgilenmesinin, döngüselliğiyle orantılı olarak yaşamasının hayatına katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Menstrual döngü, tıpkı ayın döngüsü gibi 28 günlük bir periyodu kapsar

Birçok kadın menstrual döngü dendiğinde sadece 5-7 gün süren kanama periyodunu dikkate alır ancak menstrual döngü aslında 28 günlük dönem aralığına yayılmış bir değişim periyodudur. 28 günün her birinde vücuttaki hormon dengeleri farklı şekilde değişir ve tüm bu değişimler hem bedensel hem de psikolojik olarak etkileyerek farklı davranış ve duygu durumlarını beraberinde getirir. Ayın halleri gibi, kadınlar da bu döngünün her gününde yavaş yavaş değişen bir ruh hali ve bedenle, sürekli olarak dönüşüm geçirirler.

Kendi adıma bu süreçleri bilinçli olarak öğrendiğimde büyük bir aydınlanma yaşamıştım. Bir süreç olduğunu farkındaydım ancak benim için hepsi PMS ve diğer etiketlkerden oluşuyordu. Ağrılı, yorgun, gergin bir kadın olma haliydi aslında. Bunun da normal olduğunu düşünüyordum, benim gibi olmayanlar şanslıydı.

Şimdi bu döngülere şöyle bir bakacak olursak;

Menstruasyon Döngüsü Bilgeliği

  • İlk hafta: Menstruasyon evresi (1-7. gün)

Kanamanın başladığı gün ile birlikte başlar. Genelde kendimizi yorgun hissedebildiğimiz, dinlenmeye ve sakinliğe daha çok ihtiyaç duyduğumuz evredir. Enerji genelde düşüktür ve uyku ihtiyacı artar. Sosyalleşmeye uygun hissetmeyebiliriz.

  • İkinci hafta: Folikül evresi (7-14. gün)

Folikül evresi, menstruasyon bittikten hemen sonraki hafta. Bu evrede yeni bir yumurtanın geliştiği evre, Hipofizden FSH (folikül uyarıcı hormon) salgılanıyor. Östrojen ve testosteron seviyesi  yükselmeye başlıyor. Enerji seviyesi artmaya başlar.

  • Üçüncü hafta: Yumurtlama evresi (14-21. gün)

Yumurtlama dönemi. Östrojen ve testosteron en yüksek seviyeye geliyor ve kendimize güvenimiz zirveye ulaşıyor!  İletişim becerimiz tam ve seks için mükemmel zamanlar.

Dördüncü hafta: Korpus Luteum evresi (21-28 gün)

4. haftanın ilk 2 günü yumurtlama dönemine benzer. Bedende hormonal dengeler oynamaya başlar ve östrojen ve testorejen azalır, vücut progestoren üretmeye başlar. “pms” dediğimiz adet öncesi gerginlik sendromu zamanı.

Bir halsizlik, huysuzluk, endişe, baş ağrıları, aşırı duyarlılık… Yavaşlamanın vakti.

Bir sonraki yazımda bu süreçleri daha detaylı olarak paylaşacağım. Sorularınız varsa, iletebilirsiniz.

Sevgilerimle,

Pınar

Mindful Meditasyon Yazı Serisi

Meditasyona dair tüm yazılarımı bir başlık ve post altında toparlamak istedim.

Yazılara aşağıdaki linkler üzerinden ulaşabilirsiniz.

Mindful Meditasyon Ne Değildir?

Mindful Meditasyonun Faydaları

Yeni Başlayanlar için Mindful Meditasyon 101-1

Yeni Başlayanlar için Mindful Meditasyon 101-2

Yeni Başlayanlar için Mindful Meditasyon 101-3

Mindfu Meditasyon Hakkında Klişe ve Efsaneler

Sevgilerimle,

Pınar

Meditasyon Hakkındaki Klişe ve Efsaneler

Meditasyon, birçok klişe ve efsane üzerine inşa edilmiş yanlış anlama ve yaftalama ile gelen pratik ve geleneklerden biridir. Pek çok insanın aklına meditasyon denmesiyle birlikte “Yeni Çağ” işleri, “deli saçması” , “ağaç kucaklayıcılar” gibi etiketler ve görüntüler gelir. Meditasyon yapan “belli bir tipte kişi” yoktur; her yaştan ve her kesimden insan – zihni daha iyi anlamak isteyen- yüzlerce yıldır meditasyon yapıyor.

En büyük efsanelerden biri, meditasyonun doğası gereği dini olduğudur. Meditasyon bir inanç sistemi değil, bir beceridir. Bazı insanlar meditasyonu dini bir bağlamda kullanır, ancak becerinin uygulanması meditasyonu doğası gereği dini yapmaz.

Başka bir efsane de, bağdaş kurarak oturmuş, kolları uzatmış, yüksek sesle “ohhhmmm” diyen mantralar ile pratik yapanların meditasyonun kendisini fazla ciddiye aldığı fikridir. İşin aslı, bazı insanlar bağdaş kurarak oturmayı seçerken – ve belki doğada ya da kumsalda – çoğu kişi elleri kucağında bir sandalyede evinin salonunda ya da yatak odasında oturarak meditasyon yapar. Yaptığınız tek şey zihinle oturmak, duygu ve hislerinizin farkına varmaktır. Herkesin bir zihni vardır ve zaman zaman herkes bu akılla (veya düşüncelerle) mücadele eder.

Günümüzde meditasyon artık ana akım bir pratik haline geldi. Oprah, Kate Perry, Paul Mcartney, Madonna gibi ünlü isimler düzenli meditasyon yaptıklarını paylaşıyorlar. İş dünyasına bakacak olursak, Jeff Weiner, Arianna Huffington, Marc Benioff gibi ünlü CEO’larda zihinsel eğitimlerinin bir parçası olarak meditasyon pratiğine yönelmişlerdir. Ağaçları kucaklamıyorlar veya tütsü yakmıyorlar (bu yanlış bir şey değil, ben hala tütsü yakıyorum); Zihinsel sağlıklarının da fiziksel sağlıkları kadar önemli olduğunun farkındalar ve bu yüzden uygulamaya geçiyorlar.

Yeni bir şeye başlamak her zaman kolaydır – yeni bir diyet, yeni bir egzersiz, yeni bir hobi – ama işin zor kısmı devam ettirmektir. İlk başlardaki çoşku azalabilir. Yenilik heyecanını yitirir. Bu, meditasyonla ilgili yaygın bir sorundur, çünkü pratik aynıdır, tekrarlayıcıdır. Bu yüzden, zihni düşünce ve duygu ile ilişki kurma şeklimizi değiştirecek şekilde eğittiğimizi hatırlamakta fayda var. Bu zaman, sebat ve disiplin gerektirir.

İnsanların havlu atmalarının bir nedeni hayal kırıklığıdır – zihnin “boş” veya “berrak” olmamasından kaynaklanan hayal kırıklığı. Zihnin her zaman düşüneceğini bilmek ve hatırlamak önemlidir, çünkü bunun yapmak için programlanmıştır. Meditasyon pratiği sihirli bir şekilde düşünceleri durdurmaz, ancak size geri adım atıp onları yargılamadan veya önyargı olmadan gözlemlemenizi öğretir. Amaç, düşüncelerin gelip gitmesine izin vermektir. Öğrenilmesi, uygulanması ve ustalaşması gereken bir beceridir. Ve bu beceride ancak bir alışkanlık oluşturarak ustalaşabiliriz.

Meditasyon uygulamanıza ne kadar bağlı kalırsanız, o kadar çok fayda hissedersiniz. Ne kadar çok fayda hissederseniz, zihninizin nasıl düşündüğünü ve hissettiğini o kadar çok anlarsınız ve daha fazla netlik, sakinlik, memnuniyet ve şefkatle daha sağlıklı ve mutlu bir hayata doğru adımlar atabilirsiniz.

Sevgilerimle,

Pınar

Yeni Başlayanlar için Meditasyon 101-3

Yeni Başlayanların Yaşayabileceği Engeller

Meditasyona yeni başladığınızda, huzursuzluk, sıkılma hali, korku, endişe, bunalmış ya da genel olarak direnç gibi engellerle karşılaşmak tamamen normaldir. Ben ilk başladığımda, kesinlikle oturamıyordum, içimde hep bir bir yere yetişme hali, aklımda yapacaklar listem oluyordu. Sonra fark ettim ki, yaptığım saat benim için uygun değil, bazı işleri halledip, ondan sonra yaptığımda daha rahat oturabiliyorum.

Zamanla ve pratikle, tüm engeller azalır ve süreç daha kolay hale gelir. Hepimizin meditasyona büyük bir şartlanma hatta ömür boyu yerleşmiş bir şartlanma ile meditasyona oturduğunu hatırlamakta fayda var. Zihin meşgul olmaya alışıktır. Sessizliğe alışkın değildir. Bu yüzden, hiçbir şey yapmama ve sadece durma fikrine alışana kadar doğal olarak direnecektir.

Engel 1: Zaman Yaratmak /Ayırmak

En yaygın bahane ya da dirençlerden biridir. “Zamanım yok”, “çok meşgulum” gibi… İlk başladığınız zamanlarda, düzensizlik olabilir, bir veya üç gün kaçırmanızın bir önemi yoktur. Unutmamanız gereken, düzenli bir uygulama en etkilidir ve asıl önemli olan, kaldığınız yerden devam etmeniz ve zihninizin sağlığını korumak için kendinize 10 veya 15 dakika – veya seçtiğiniz süre ne olursa olsun – vermenizdir. En son meditasyon yaptığınızdan bu yana, diyelim ki bir ay daha uzun sürdüyse, bazı temel bilgileri tekrar gözden geçirmek bile işe yarayabilir. Zamanla mı yanlış? Başlama motivasyonum neydi? Bu süreçte hayatımda değişen bir şeyler mi oldu gibi?

Engel 2: Uykulu Hissetmek

Bir meditasyon pratiğine başlarken uykulu hissetmek ve hatta belki de başının süreçte düşmesi normaldir. Bunun nedeni, zihnin “hiçbir şey yapmamak” ile gevşemeyi birbirine karıştırmasıdır. Sonunda, rahat bir odaklanma (elde etmeye çalıştığınız şey) ile tam gevşeme (meditasyonun bir yan ürünü) arasındaki farkı anlayacaktır.

Pratikte odaklı ve uyanık kalmak için yararlı olabilecek üç ipucu:

  • Yatarak yerine, dik bir pozisyonda deneyin.
  • Zihnin daha net olduğu sabah saatlerinde yapmayı deneyin.
  • Pencere açın ve biraz temiz hava alın.

Engel 3: Fazla Uyaran Olması

Yeni meditasyon yapanlar, meditasyon pratiğinin kütüphane gibi bir sessizliğin içinde olması gerektiğine inanır, bu da onları her küçük dikkat dağınıklığı ve sese karşı ekstra duyarlı bırakır. Tamamen sessizlikte oturmanız beklenmez, önemli olan; gürültülü bir komşu, sokakta çığlık atan çocuklar, yan odadan gelen müzik sesi, sokaktan geçen kamyon gibi ortamdaki tüm seslerle pratiğe yerleşmenizdir. Bu seslere takılmak yerine – ya da onları duymazdan gelmeye çalışmak ve bunu yapamadığınızda hayal kırıklığına uğramak – direnmeden onların gelip gitmelerine izin verin. Elbette ilk başlarda, bununla çok mücadele ediyorsanız her zaman kulak tıkacı veya gürültü önleyici kulaklıkları deneyebilirsiniz.

Sevgilerimle,

Pınar