Korona Günlükleri -4

Merhaba, nasılsınız bakalım? Herkes iyi kötü alıştı mı yeni düzenlerine? Biz bugünleri kendi evimizde olmanın lüksünden uzak ancak memlekette olmanın verdiği bir rahatlık içerisinde geçiriyoruz. Aile büyüklerinin yaşları ve kronik hastalıklar nedeniyle yakınlarında olmayı tercih ettik. Çok şükür böyle geçirebiliyoruz.

Sabahları kahvaltı sonrasında herkes kendi alanında okul ve iş ortamlarına çekilirken, ben son günlerde yoğun olarak zaman geçirdiğim mutfağa yöneliyorum 🙂 Benim ofis ortamları karışık bu aralar 🙂 Birebir nefes seanslarına şu an için ara vermiş durumdayım. Fırsat buldukça blog yazılarımı yazıyor ve bilgilerimi farklı kaynaklar üzerinden güncelliyorum.

İlk günlere göre kendimi sürece alışmış hissediyorum son günlerde. Ama bu sadece bugünler için geçerli, yarın ya da 1-2 gün sonra çok farklı bir Pınar olarak kalkabilirim o yataktan. Süreç boyunca yaşadığım her şeye teslim olmaya çalışıyorum. Hepimizin başında, hayatında farklı hikayeler var bu süreçte biliyorum çünkü bende yaşıyorum.

10 günde bir hastaneye gitmeyi gerektiren bir durum karşısında, ilk başlarda anksiyeteye yakın bir durum yaşarken, dün geldiğim nokta arasında baya bir fark var. Hayatın sana getirdiği ne varsa, bunu aşabilecek güçte olduğunu bilmek ve hatırlamak lazım. Hayat koşturmasında, günlük hallerde bunu unutabiliyoruz. Düşüncelerimize inanıp, var olan acıyı ızdırap haline dönüştürüyoruz. Eğer bir ızdırap içindeysek, orada mutlaka görmemiz, fark etmemiz gereken bir düşünce, inanç veya kalıp mevcut.

Dilerim ki hepimiz sağlıklı olalım.

Dilerim ki hepimiz gücümüzü fark edelim.

Sevgilerimle,

Pınar

Korona Günlükleri – 2

Dünya bize net bir mesaj veriyor son günlerde. Dur! Sürekli koşturma ve yapma halini bırak ve biraz oluşuna odaklan. Global olarak hepimiz bir karantina ya da inziva halindeyiz. Nereden baktığımız ile ilgili şu an yaşadıklarımız da aslında.

Sosyal medyada bir yandan iyi şeyler ortaya çıkarken, bir yandan da korku terörü esiyor. Sürekli bir bilgi bombardımanı, gerekli gereksiz paylaşımlar ile, bir bakıyorum zihnimde deli düşünceler 🙂 Korkuya tamamen teslim olmuşum. Evet insan olmanın halleri bunlar aslında. Kendime izin veriyorum tüm bu düşünceler için, düşüncelerin beraberinde getirdiği duygular için. Kendime tüm bu hallerim için şefkat gösteriyorum. Yapmak istemediğim hiçbirşey için efor sarf etmiyorum.

Bu günlerin durmak ve bir nefes almak, delicesine içinde döndüğümüz kısır döngüleri kırmak ve şöyle bir etrafa bakınmak için olduğuna inanıyorum. Yaşam şu an hepimizi bu zorunlu izne tabi tutuyor. Şu an bir olduğumuz tek bir konu varsa o da bu 🙂 Corona yaş, din, dil, ırk, sosyal statü, sınırlar vs ayırmadan herkesi etkiliyor. Bu açıdan bakınca tüm dünya için bir dengeleyici, eşitleyici oldu.

Aşağıda bahsettiğim -benim için- nefesin temel prensipleri olan maddeleri uygulamak için çok güzel bir zaman.

1. Farkındalık Düşüncelerini fark et. Gün içindeki moodunu, tavrını, alışkanlıklarını gözlemle. Neler yaptığına ve nasıl tepkiler verdiğine dikkat et. Kişisel sınırlarının farkında ol ve gerekliyse daha sağlıklı olacak bir şekilde yeniden düzenle sınırlarını.

2. Gevşe. Stres, gerilim veya anksiyetenin birikmesine izin verme. Açık, yumuşak ve akışta olmaya çalış. Korku dolu tepki ve eylemlerini salıver. Gözlerini kapat ve tüm korku, stres ve gerilim dolu düşüncelerini bir balonun içine doldurduğunu düşün, sonra bu balonu gökyüzüne sal. Bunu gün içinde aklına geldikçe yapabilirsin.

3. Nefes. Yaşam enerjisi olan nefes ile kalbini, sinir sistemini ve bağışıklık sistemini doldur. Kendini şarj et. Bu dönemi sezgilerini geliştirmek ve kendi merkezine odaklanmak için kullan. Özüne, kalbine, kaynağına odaklan. Amacın ve misyonunu gözden geçir, gerekliyse revize et ve hizalan. Belki hiç bilmediğin kapılar açılacak.

Bu zamanlar hepimizin gerçek ve yaratıcı olabilmesi için büyük fırsatlar içeriyor. Bu plansız ve zamansız duruştan hepimiz farklı çıkacağız. Yavaşlayacağız. İş yapışımız değişecek. Ve daha şu an öngöremediğimiz birçok şey değişecek. Eğer bu zamanları evde sevdiklerinle birlikte geçirecek kadar şanslıysan, kendi hızında içsel çalışmalar yapabilir, kendini yeniden keşfedebilirsin.

Bak bakalım senden bilmediğin neler çıkacak?

Sevgilerimle,

Pınar

Radikal Bireysel Sorumluluk

Zor zamanlardan geçiyoruz. Hepimizin gördüğü bildiği üzere hem ülke, hem global olarak artan bir kaos var.
Böyle zamanlarda yaşadığımız duygular fazla geliyor, daha öfkeli olup, olur olmaz şeylere patlayabiliyoruz. İsyan moodunda olmak ise hepimizin yaptığı bir şey. Suçu kendimizden başka olaylar ve kişilerde arıyoruz. Dünya zaten cehennem gibi, benim elimden birşey gelmiyor diyip, kendi hikayelerimiz içinde kayboluyoruz. Sonra gündem değişiyor, hayat devam ediyor ve unutuyoruz.

Bu noktada bir önerim olacak hepimize, önceliği kendine ver, kendinden başla. Gücünü eline alarak, bu konuda ne yapabileceğini düşünerek bir adım at. Bireysel ya da toplumsal seviyede yaşadığın bu olay ile ilgili ne yapabileceğini düşünebilirsin. Sana küçük bir adım gibi gözükebilir, görünene aldanma, harekete geç . Bu bireysel seviyede bir sorumluluk almaktır.


Aynaya bakıp, karşılaştığınız engelleri yaratanın kendiniz olduğunu itiraf etmek zordur. Kişisel gücünüzü tekrar kazanmak ve ele almak için bunu yapmanız elzemdir. Hayatınızın sorumluluğunu elinize almak buradan geçer. Bunu yapmak için seanslarımda da kullandığım aşağıdaki soruları sizlerle paylaşmak isterim.Bu soruları radikal bir şekilde sorumluluk almak için bir rehber olarak kullanabilirsiniz.

Uygulama sırasında bu soruları “merak” ve “kendi kendini sorgulamak” bakış açısıyla kullanın. Kendinizi yargılamak ya da cezalandırmak için kullanmayın. Bu sorular potansiyelimizi keşfetmek ve fark etmek üzere tasarlanmıştır. Hatalarımızı, kırılganlıklarımızı ve düştüğümüz zamanları ayıplamak veya kınamak için değildir. Kendinize karşı dürüst, zarif ve nezaket ile yaklaşmanızı canı gönülden öneriyorum.  


Elimden geldiğince denedim mi?
Düzgün planlama için zaman ayırdım mı?
Kendim yapamayacağımı fark ettiğimde yardım istedim mi?
Ulaşabildiğim tüm kaynakları kullanabildim mi?
Zorlandığımda bana yardımcı olduğunu bildiğim araçları ve stratejileri kullandım mı?
Gerçekleştirdiğim eylemlerden/ faaliyetlerden gurur duydum mu ?
Kendim hakkında bildiklerimi, kendimden en iyi şekilde yararlanacak şekilde kullandım mı?
Gösterdiğim çabam için kendimi takdir ettim mi?
Yapmak istediğim şeyler için yapma şansımı en üst düzeye çıkaracak ortamı kurdum mu? 

Sevgilerimle,

Pınar

Korona Günlükleri-1

Tüm dünya olarak evlerde olduğumuz süreçte, bende tam 2 haftadır evdeyim. Hangi gün olduğunu, ne zaman en son araba ile bir yerlere gittiğimi falan çevremdekilere sorarak hatırlamaya çalışıyorum. Global olarak bir süreçte olduğumuzu düşünüyorum. Bittiğinde nasıl olacağımızı şu an hayal edemiyorum ancak aynı olmayacağımız çok kesin. Bu değişimin yaratacaklarının hepimizin hayrına olmasını diliyorum.

Sosyal bir izolasyonda geçen günlerimizde sosyal medya ve bir çok online mecra koptu gitti. Yaşadığımız sosyal izolasyon, sosyal medya da tam aksi bir etki yarattı. Yapılan canlı yayınlar ile hem iletişim devam ediyor, hem de insanlar birbirine destek oluyor. İmece usulu bir çok eğitmen ve sosyal hizmet veren kişi bu süreci en az hasar ile atlatmak adına birşeyler paylaşarak, bütüne hizmet ediyor.

Tüm bunları görmek beni bir yandan çok heyecanlandırıyor, bir yandan da fazla geliyor. Saat 19:00 itibarıyla canlı yayınlardan yayın beğenmek gibi bir durum oluştu. Sanki birini izlesem, diğerini kaçıracağımı düşünüyorum,  resmen “sosyal medyadaki gelişmeleri kaçırma korkusu” yarattığını fark ettim. O yüzden bu süreçte de sosyal medya ile biraz mesafeliyim. Bilmiyorum, bir tek böyle hisseden ben miyim?

Ben bugünleri herşeyi biraz daha az yaparak geçirmeye çalışıyorum. Daha çok evdekiler ile zaman geçirip, bitirilmesi gereken işlerimi toparlamaya çalışıyorum. Onun dışında günlük işler ile geçiyor günlerim. Bana bunun daha iyi geldiğini fark ettim. En düzenli yaptığım şey günlük işler olabiliyor 🙂

Sizin günleriniz nasıl geçiyor?

Sevgilerimle,

Pınar